Google ile arası bir türlü düzelmeyen Çinliler, en sonunda kendi Google’larını üretmişler. Yeni arama motorları için logo ve site tasarlamak gibi bir zahmete katlanmamışlar. Siteye ismini veren Goojje kelimesinin anlamı ise “kızkardeş” demekmiş…

Google ile arası bir türlü düzelmeyen Çinliler, en sonunda kendi Google’larını üretmişler. Yeni arama motorları için logo ve site tasarlamak gibi bir zahmete katlanmamışlar. Siteye ismini veren Goojje kelimesinin anlamı ise “kızkardeş” demekmiş…

Bir hafta kadar önce eşim dedi ki: “bir oyuna katılacağım, bana ‘ve ıspanağıma hak verdi‘ diye biten çok kısa bir hikaye yazar mısın? sen becerirsin böyle şeyleri“… Evet, kısa-uzun hikaye uydurmak çok rahat yapabileceğim birşeydi, zaten hayatım bunu yapmakla geçmişti, ama zor olsa ne yazardı ki? Bir erkeğe kadını “sen becerirsin böyle şeyleri” dediyse, zaten o şeyi becermek farz olurdu. Dişisi yanında olunca aslana posta koyan serçe edasıyla “elbette” dedim, altında yatan “şimdiden olmuş bil” teminatını hemen anladı ve teminatı alır almaz ekledi, “yalnız 140 karakter olacak, yani çok çok kısa“. Geri adım atmak olur mu, “farketmez, hallederiz” dedim. Kısa hikaye kolaydı da, 140 karakter de neyin nesiydi, sms bile 160 karakterdi… Nasıl sığdırırdım koskoca kısacık hikayeyi 140 karaktere?
Neticede kafamda zaten o an bir hikaye oluşmuştu, o hikayeyi 140 karaktere indirdim ve eşime gönderdim. 140 karakterlik hali değişik yerlerde yayınlandı ve her ne kadar gitmeyecek olsak da, bize Nil’in 15.Ocaktaki XL konserine 2 kişilik davetiye de kazandırdı. Ama ben 140 karakterin hikayeye haksızlık olduğu düşüncesiyle hikayenin kafamda ilk oluşan şeklini buraya yazmaya karar verdim: (daha fazla…)
Aslında epey de eski bir tarihi var ama nedense ben bugüne kadar keşfedememişim. Bir kaç çeşidi olan bu araçlar, su yüzeyinde 65 km/h gibi su için yüksek bir hıza çıkabildikleri gibi, akrobatik hareketler de yapabiliyorlar. Benim açımdan daha önemlisi, bir denizaltı gibi derinlere dalamasalar bile, su yüzeyinin 1.5 metre altından seyredebiliyorlar.
Motor gücü olarak 215 beygire kadar çıkan bu harika aletler ile 2 kişi beraber yolculuk yapabiliyor. (daha fazla…)
Sanirim 2006 senesinin anneler günü içindi, penguen firması bir kampanya yapmıştı ve anneler gününde annelere kavanoz kavanoz reçel göndermişti. Kutuların içini de küçük kırmızı kalplerle doldurmuş, bir büyük kalpte de anne ve yavru penguen resimleri koymuştu. O zaman hem kendi adıma anneme, hem de kızım adına eşime birer giriş yapmıştım ve penguen sağolsun hem anneme hem eşime kavanoz kavanoz reçeller göndermişti. O reçellerin kavanozları ve anne-yavru penguen resimli kalp şekilli kart hala evde duruyor.
Bu sene ise Penguen mısır konservesini tanıtmak için mısırdan mesaj var diye bir kampanya başlatmış. Buradan sevdiklerinize mısırlı mesaj gönderiyorsunuz, penguen de her 20. kişiye mısır konservesi gönderiyor. Ben de bir mesaj eşime, bir mesaj da bir arkadaşıma göndermiştim. Bugün 2 kutu 3×220gr.lık mısır konservesi geldi. Penguen’e teşekkür ederim :)
Mısırın zaten her halini (haşlanmış, közlenmiş, gevrek, cips, un, patlamış, konserve, turşu vs) severim, böyle olunca daha bir tatlı oldu ;)
not: bu yaziyi bana konservelerin geldigi 23.Kasım.2009′da girdim. Ancak bir önceki girdim biraz daha en üstte kalsın diye mesajları gönderdiğim 18.Kasım.2009 tarihiyle kaydediyorum.
Almanyadaki Shell Eco-marathonda daha önceki başarılarını tekrarlayan SAITEM hakkkında, üniversitenin sayfasında ne yazmışlar diye merak ettim, pazar günü olduğundan olsa gerek, henüz biz yazı yok. SAİTEM’in sayfasında nasıl duyurmuşlar diye merak ettim, onlar da belki yorgunluktan belki yoğunluktan derece haricinde bir detay henüz yazmamışlar.
Efendim, SAİTEM ekibi, hidrojen enerjili araçları SAHIMO ile Almanyadaki Eco-marathonda urban-concept’de dördüncü, hidrojen enerjililer içinde ise üçüncü olmuştur. Buradan kendilerini tebrik ediyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.
Millet iyice cıvıttı, şu seçim gelip geçse de kurtulsak…
Aşağıdaki afişi Üsküdarda bir reklam panosunun direğinde görüp de fotoğrafını çektim. Bu afişi kim niye hazırlamış bilemiyorum. Yoksa adaylardan birini ti’ye almak için mi?
Her ne içinse de, insanlar bu noktaya geldiyse, artık seçimi bir an önce yapıp normal hayata dönmek şart olmuş demektir :)

Ben askerdeydim, bir hafta izne geldim. İznimin ikinci gününde üçüncü çocuğum doğdu. İsmini A. Akif koyduk. Ailem zenginleşti, çocuklarım zenginleşti. Bunun haberini yazmak da bugüne, askerden sonraya kaldı…
Bazıları aşağıdaki resme bakıp, “kaynakları üç kişi bölüşmek zorunda kalıyorlar” diyor. Halbuki bilmiyorlar ki, onlar üç kişi olduğu için onu elde edebilmişler, ve üç kişi oldukları için çok daha güçlüler…
Kara Kuvvetleri Komutanlığı
321. Dönem Yedek Subay Sınıflandırma Sonuçları
Sonuç Açıklama Tarihi:10 NİSAN 2008
| Aday No | 81134 |
|---|---|
| Adı ve Soyadı | MEHMET RECEP BOZKURT |
| Baba Adı | AHMET |
| Doğum Yeri | İSTANBUL |
| Kuvveti | Kara Kuvvetleri |
| Sınıfı | Piyade |
| Statüsü | Er |
| Branş | . |
| Kabul Toplanma Merkezi | . |
| Gideceği Sınıf Okulu / Eğitim Merkezi | MEBS. OKL. VE EĞT. MRK. K.LIĞI ANKARA MAMAK |
Kıymetli hocamız Prof.Dr. A.Ferit Konar’ın tedavi görmekte olduğu A.B.D. de vefat ettiği haberini aldım. Allah rahmet eylesin, mekanını cennet etsin. Güzel bir insandı, yanlış hareketlere muhatap olmak zorunda kaldı, efendiliğini bozmadı. Kendisinden çok şey öğrendik. Ama öğrendiklerimizin çoğunluğu tahtada anlattıkları değil de, yaşamı ile gösterdikleriydi. 40 seneye yakın Amerikada yaşamış ve çalışmış olmasına rağmen konuşmalarına yabancı kelimeler karıştırmazdı. Ayağını sakatlayıp mecburen hastaneye uğradığı gün bir ayağında koca bir sargı ve altına bağlanmış terlik ile saat sabah 9daki dersine 5 dakika [yazıyla beş dakika] geç kaldığı zaman, bu gecikme için tüm sınıftan samimi özür dileyişi, alçak gönlü yanında aslında ne kadar büyük olduğunun bir göstergesiydi. Ruhu şad olsun. (daha fazla…)