Üç’ten Bir’e Giden Yol

Oca 8th, 2020 | Filed under Bence böyle, Mecaz, Şiir
Bir hikaye yazdım bilmeden,
Üç kişi vardı, üçü de ben.
Bir ben yoktum sadece…

 

Çamura battım istemeden,
Üç kişi taşıdım, üçü de ben.
Yalnız bana bulaştı o gece…

 

İnsanlar geldi sulbümden,
Üç çocuğum oldu, üçü de ben.
Üç cevaplı bir bilmece…

 

Kendime geldim, kendimden,
Üç tane ben vardı, üçü de sen.
Senden ötesi ‘tek hece’…

 

Tersten bakıp da görünce,
Gerçeğe uyandım sevince…
Bir tek O vardı, bilince,
Gark olup da sevince:

 

Birliği, varlığa neden…

M.R.B.

Etiketler:

Bıçak

Oca 8th, 2020 | Filed under Bence böyle, İnsan, Kişisel, Mecaz

Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var…
B.R.E.

kalp

 Aynı bizim evrenimize benzeyen paralel bir evrende yaşayan bir adam vardı. Adam normal değildi, bir marazı vardı. Derdinin dermanı yoktu, yattığı yerden kalkması muhaldi. Durumun tüm umutsuzluğuna rağmen yanı başında sabırla bekleyen kadına baktı, onun yanı başında solan güzelliğini görüp kadın adına üzüldü. Adam yaşıyor olduğundan kadıncağız da onun başında bekleyip duruyordu. Oysa adam terk-i diyar eylese, kadın da özgürlüğüne kavuşur, kendine yeni ve güzel bir hayat kurardı. Yattığı yerde adama yaşama sevinci veren tek şey yanı başında bekleyenin varlığı olduğundan bu gitme fikri adamın içini acıtsa da, kadını çok sevdiğinden, olması gerekenin bu olduğuna inandı. Bu fikrini kadına açtı. Devamını oku…

Etiketler:

Sen ve ben…

Şub 22nd, 2016 | Filed under Ailem, Bence böyle, Şiir

Bugün Yeddin Oldu

Nis 14th, 2015 | Filed under Kategorilenmemiş

– İlk defa lise yıllarımda ağlaya ağlaya okuduğum bu şiiri, sağlığında anneme de okuma imkanım olmuştu. Ben kendi annemi düşünüp ağlamıştım, o kim bilir neler düşünüp… Sanırım Bahtiyar Vahapzade de bu şiiri göz yaşları içinde yazdı, onlar da bu şiirin bir parçası… Annemin ardından burada yayımlayayım. Bazı kelimelerin ilk geçtikleri yerde renkleri biraz farklıdır, onların üzerine imleci getirirseniz Türkiye Türkçe’si ile karşılığı üzerinde görünür. –

Ne tez ellerini üzdün dünyadan,
Balanı tek goyup hara getdin sen?
Nece yoh olurmuş bir anda insan,
Ele bil dünyada heç yoh imişsen.

Güneş gurup etdi… otag garaldı,
Bir anda yoh oldun sen hayal kimi.
İndi düşünürem: senden ne galdı,
Könlümde hatiran gara hal kimi.

Meni boya başa yetirdin, ana,
Bize borçlu bildik her zaman seni,
Sen meni dünyaya getirdin, ana,
Mense yola saldım dünyadan seni.

Sen mene beşikde laylay çalmışsan
Bugün laylay çalım sene men de mi?
Senin şirin şirin laylaylarını
Men sene gaytarım cenazende mi?

Yuhun şirin olsun” deyirdin mene,
“Yuhun şirin olsun” deyim mi sene?
Gerek men başına dönem dolanam,
Meni hayat üçün yatıran anam.
Söyle ölüm’çün,
Nece yatırım seni men bugün?

Bu nece dünyadır, anlamıram men,
Cilvesi cürbecür, rengi cürbecür
Dünen nefesiyle seni isiden
Bugün buza dönüp, daşa dönüptür.

Bu nece dünyadır
İnsan oğlunun
Hayali göğdedir, özü yerdedir,
Sağ iken çiyninde hayatın yükü,
Ölende cesedi çiyinlerdedir…
Bu nece dünyadır, bu nece dünya,
Ölümü hagigat, hayatı rö’ya.

Derdimin gamımın sendin ortağı.
Niye üz dönderdin, bes niye menden?
“Derdin mene gelsin!” deyerdin ahı.
Niye derd caladın derdime bes sen?…

Anam heçkes seni incitmemişdir.
Men seni, men seni inciden gader.
İndi kime açım derdimi bir bir,
Kim menim derdime yanar sen gader?

Evin her küncünde görünür yerin.
Gözüm ahtarcıdır, ana ay ana,
“Nenem hanı?” deyir körpe Azer’in,
Men ne cevap verim ona, ay ana?

Bilmirem, bilmirem bu ölüm nedir.
Hayat var iken?
Nefesin, ay anam, hele evdedir,
Özün yer altında daşa dönmüşsen.

Bugün yeddin oldu…  Anam yeddi gün,
Bizimle beraber ağlar otaglar.
Sene,
.         yalnız sene,
.                               sene demek’çün
Könlümde ne gader menim sözüm var.

“Kimleri çağırag bugün yeddine?”
Halalar, bacılar soruşur menden.
Anamdan soruşag, o biler deye,
Senin otagına üz tuturam men.

Anam, tapşırıldın ana torpağa,
Bu ölüm, sineme çekdi dağ menim.
Sen menim arhamda benzerdin dağa,
Ele bil arhamdan uçdu dağ menim.

Gızımın adıdır senin öz adın.
Bu da göz dağıdır mene bugün de.
Son defa sen mene bahıp ağladın,
Suretim mezara getdi gözünde…

Ömrü başa vurdun altmış yaşında,
Altmışın üstünde durup yaşın da.
Artıg senin üçün dayanan zaman
Menim’çün dolanır…
Gün olur ahşam
Vaht keçir, sen menden uzaglaşırsan,
Men sene günbegün yahınlaşıram.

                                         Bahtiyar Vahapzade

Etiketler:

YOL UZUN, YOLCULUK GÜZEL

Mar 3rd, 2015 | Filed under Bence böyle, İnsan, Kişisel, Mecaz

Belki birinin sırtında, belki birinin heybesinde çıkarsın yola. Gün olur heybesinden çıktığının eline baston olursun, sırtından indiğini sırtında taşırsın. Yolculuğu işte o zaman öğrenirsin, gitmeyi ondan sonra bilirsin. Bir gün bakarsın ki sırtın hamal küfesinden kalabalık olmuş. Sırtındaki yükün bazısı omuzlarını yere sokmak istercesine bastırırken, bazısı sırtını bir dağa yaslamışçasına güç ve güven verir sana. Öyle ya, kambur da sırtta taşınır, kanat da… Devamını oku…

Etiketler:

Raspberry Pi

Aslında yeni bir konu değil. Ancak satışın gerçekleşmesi güncel bir konu olduğundan ben de değinmek istedim.

Raspberry pi, kar amacı gütmeyen bir vakıf tarafından üretilmiş, küçük boyutlu ve çok ucuz bilgisayarın ismi. İki modeli var, biri 25 diğeri 35 dolardan satılıyor. 700MHz ARM işlemciye, 128/256 MB ram’e sahip. USB arabirimi ve ses çıkışı da var. Video kartı ile beraber hem rca hem de hdmi çıkışları entegre edilmiş. Yazılanlara göre full HD bir videoyu problemsiz oynatabiliyor. SD kart okuyucusu ve pahalı(!) versiyonunda ethernet portu bulunuyor. Ucuz versiyonunda da usb üzerinden ağa bağlanabiliyorsunuz.
Yüzey alanı bir kredi kartı kadar olan ve üç farklı linux dağıtımı ile satılan bu bilgisayarı farrnell‘den temin edebilirsiniz. (şu an itibarıyla stok yok).

Tüm özelliklerini kendi sayfasından veya wiki‘den öğrenebilirsiniz. Benim dikkat çekmek istediğim nokta; 16MHz ile çalışan, 2kB ram’e, 32kB flash hafızaya sahip bir arduino 25 euro fiyatla satılırken, yukarıda saydığım özelliklerde bir ‘bilgisayar’ın daha düşük maliyetle elde edilebilir olması. Bu rasperry pi ile çoook projeler yapılır :)

Diğer dikkat çeken nokta ise, elektroniğin gün geçtikçe bir taraftan mikroelektroniğe doğru, diğer taraftan kod yazmaya doğru gitmesi. Bu ikisi arasında kalanlara ihtiyaç her geçen gün azalıyor.

Doktora Aşamaları

Eki 30th, 2011 | Filed under Alıntı, Bilim, Eğitim, Üniversite

Mail kutumu düzenlerken 2009 yılından bir mail dikkatimi çekti. Orjinal hali ile paylaşıyorum:

Before joining PhD:
    * I want to win the Nobel Prize.
    * I want to win the Turing Award.
 
First year of PhD:
     * I want to finish PhD in two years.
    * I want to publish papers only in top tier conferences.
    * I want to make ground-breaking research.
    * I want to win the best PhD Thesis award.
 
Second year of PhD:
    * I want to finish PhD in 5 years.
    * I want a problem.
    * Shall I change my advisor?
 
Third year of PhD:
    * I want a paper; I don’t care which conference.
    * Shall I change my topic?
    * I want to be known as Dr bhOndOO.
 
Fourth year of PhD:
    * I want to finish PhD!
    * My industry-friends have two children by now. When will I get
married?
 
Fifth year of PhD:
    * Why did I come here?
    * Why did I choose this advisor?
    * Why did I choose this topic?
 
Sixth year of PhD:
    * Someone give me a degree!
    * I want to leave this place — for ever.
    * Let me leave.
 
Seventh year of PhD:
    * People call me uncle.
    * She waited and finally married someone else..
    * I don’t want any degree. I just want to live peacefully

Etiketler: ,

Dünyaya açılan pencere

Ağu 18th, 2011 | Filed under Fotoğraf, İnsan, Sivrisinek Saz

Suren Manvelyan isimli Ermeni bir akademisyenin “your beautiful eyes” [bir şarkı sözümüzle benzeştirerek tercüme edersek: ‘ah o güzel gözlerin’ ] ismini verdiği ve çeşitli gözlerin makro çekimlerinden oluşan galerisinden bir kaç resim… Söylenebilecek çok şey geldiğinde akla, sanırım en güzeli hiç bir şey söylememek…

[büyük halleri için resimlere tıklayınız]


Devamını oku…

İsim isime benzer

Ağu 4th, 2011 | Filed under İnsan, Üniversite

Geçen dönem (bahar yarıyılında) Yavuz Sultan Selim ile Cengiz Han öğrencimdi. Şimdi ise (yaz yarıyılında) Sibel Can ile Ömer Çavuşoğlu öğrencim.

Geçmiş yılları hiç karıştırmıyorum ama Fevzi Çakmak ile de askerdeyken aynı ranzayı paylaştığımı söylemeden geçemeyeceğim :)

Korumalı: Sapanca’nın Selülitleri

Tem 8th, 2011 | Filed under Bence böyle, Şiir
Yorumları görmek için parolanızı girin.

Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin:

Etiketler: