Bisiklete binmek lazım…

Ara 6th, 2010 | Filed under Bence böyle, uçan şeyler, Video

Aklima gençlik günlerim ve o günlerdeki arzularım geldi, kaliteli çekimlerle, çok hoş bir video. Tam ekran seyretmek çok daha keyifli…

Etiketler:

Anlayana !

Kas 10th, 2010 | Filed under Bence böyle, Kişisel, Mecaz, Şiir, Sivrisinek Saz

Katırofi minekubum minertondi hayradon,
Mekıronti hineltibi niyesonal mentaron.
Hayradonti kapasımal, nekirtona zarzuna!
Zarzuranti hineltibi nekirtebi haytaron.

Etiketler:

Radikal Takvim Değişikliği Teklifi

Eki 4th, 2010 | Filed under Bence böyle, Bilim, Mizah

Cuma günü geldiğinde “hafta ne çabuk bitti, daha bir sürü iş var, biraz daha zaman olsa iyi olurdu” diye düşünüyorum. Pazar akşamı olduğunda ise “haftasonu bitti bile, halbuki evde daha yapılacak şeyler vardı” düşünceleri dolaşıyor kafamda. Ayrıca haftasonunun 2 gün olması küçük seyahatleri de engelliyor. Halbuki bir gün daha uzun olsa haftasonu tatillerinde ufak çaplı seyahatler yapılabilir. Böylece daha aktif bir dinlenme sağlanabilir.

Bu düşüncelerle haftalık gün sayısını değiştirmeye karar verdim:

Madem haftada 5 gün mesai yetmiyor, haftalık mesai günü sayısını 7 güne çıkaralım. 2 gün haftasonu da yetmiyor, haftasonu da 3 gün olsun. Böylece bir hafta 10 gün olur ki alıştığımız onluk tabana daha uygun. Kendine has ismi olan 5 gün var, iki tanesi bunlarin “ertesi” şeklinde. Diğer üç günün de ertesini yaparsak günleri isimlendirme problemi de kalmaz. Pazartesi-Perşertesi arası 7 gün çalışıp, cuma-pazar arası üç gün dinleneceğiz. Çok daha verimli olacağına gönülden inanıyorum. Resmi tıklayarak sizler için hazırladığım Kasım’2010 takvimini inceleyebilirsiniz.

Bunun bir adım ötesi olarak tüm ayların 30 gün olmasını, dolayısıyla her ayın yukarıdaki takvimde olduğu gibi pazartesi başlayıp, pazar günü bitmesini, senelerin 12×30=360 gün olmasını, eksik kalan 5 günlerin 6 senede bir artık ay olarak sene sonuna eklenmesini ve dolayısıyla 6 senede bir senenin 13 ay olmasını, her seneden artacak 6 saatlerin ise 12 senede bir 3 gün olarak yılsonuna ilave edilmesini ama bu günlerin aylara ve gün sıralamasına etki etmeden +1 +2 +3 olarak isimlendirilmesini, bu üç günün tatil olmasını ve bu günlerde her yetişkin için 0-12 yaş arası çocuklara hizmetin şart olmasını planlıyorum.

Herkesin desteğini bekliyorum.

Bölünmüş Yollar ve Hız Sınırı

Eki 1st, 2010 | Filed under Bence böyle, Seyahat

Geçtiğimiz yaz yaptığım 3-4 ayrı şehirlerarası yolculukta 5000 km den fazla yol yaptım. Öncelikle şunu söyleyeyim ki bölünmüş yolları çok sevdim. Özellikle iki amcamı kaybettiğim Bilecik rampası yerine, bu yolu by-pass eden yeni yoldan geçerken farklı duygular içinde kaldım. Devamını oku…

Ramazan Bayramı

Eyl 9th, 2010 | Filed under Fotoğraf, İstanbul, Özel zamanlar

Babamın balkonundan karşı kıtanın görünüşü

Mübarek Ramazan Bayramınızı tebrik ederim :)

Etiketler: , ,

Windows7 ve QuickCam Pro 5000 Sürücüsü

Ağu 6th, 2010 | Filed under Bilgisayar

Logitech firmasının QuickCam Pro 5000 modelinde bir web kameram vardı. Bilgisayara Windows7 kurduğumda Windows bunun sürücüsünü bulamadı. Ben de Logitech sitesini aradım, ama ben de bulamadım. Bir çok donanım için Win7 sürücüsü olarak Vista sürücüleri kullanılabildiğinden Vista sürücüsünü denedim, o da işe yaramadı. Zaten kullanmadığımdan ben de üzerine düşmedim ve öylece kaldı.

Şimdi dersler, sınavlar bitip de biraz boş kalınca aklıma kamera geldi, “geçen bunca zaman içinde herhalde sürücüsünü çıkarmışlardır” diye düşündüm ancak maalesef Logitech beni yanılttı. Güzel ve kaliteli bir kamera olmasına rağmen, Logitech bu kamerayı win7 ile kullanmamızı istemiyordu. İnternette biraz arattığımda şurada bu kameranın bir alt modeli için yazılmış bir çözüm gördüm. Uyguladığımda bende de sorunsuz çalıştı.

Çözümü de kısaca özetlersem; Logitech sitesinden Vista için yazılmış sürücü dosyasını indirin. Bunu kurduğunuzda kamerayı test etme aşamasına geldiğinde hata veriyor, bunu es geçip kurulumu tamamlayın. Aygıt yöneticisinden bakarsanız kamera sürücüsü hala problemli olacaktır. Aygıt yöneticisinde bu problemli donanımı çift tıklayıp açılan pencerede “sürücü” sekmesine gelin ve “sürücüyü güncelleştir” butonunu tıklayın. “Sürücü için bilgisayarımı tara” seçeneği ile devam edip, sürücü için şu yolu seçin:
C:\Program Files\Logitech\QuickCamWebInstall\Drivers
Burada “alt klasörlerle birlikte” kutucuğunun seçili olmasına dikkat edin. Bunları yapıp sürücüyü güncelleştirdiğinizde kameranız problemsiz çalışmaya başlayacaktır…

Bilişim Vadisi Nereye Kurulmalı ?

Bu konuda buraya bir şeyler yazmayı düşünmemiştim. Ancak sevdiğim birisi fikrimi sorunca, ona kısaca bir şeyler yazdım. Sonrasında bu yazdıklarımı buradan da paylaşmak istedim.

İlgili bir haberi şuradan okuyabilirsiniz. Buradan sonra yazdıklarım aslında kişisel bir cevap olarak farklı bir platformda yazıldığından imla kuralları ve karakter kullanımına dikkat edilmemiştir. Tekrardan yazmayıp aynen kopyalıyorum: Devamını oku…

Etiketler:

Mavi Marmara

Haz 1st, 2010 | Filed under Bence böyle, İnsan, Kişisel, Sivrisinek Saz

Henüz çocuktum. Çocukluğumun büyüdüğümü sandığım yıllarını yaşıyordum. Mavi Marmara‘daydık. Mavi Marmara, Marmara Adasına gidiyordu. Babam bizi tatile götürüyordu. İskelede Mavi Marmaranın yolcu almaya başlamasını heyecanla beklemiş, güverteye çıktığımızda numaralı koltuklarımızı bulup bir süre çekingen çekingen bu güzel gemiyi içinde oturup seyretmiş, şaşkınlığımızı atar atmaz da ablam ve kardeşimle gemiyi keşfe çıkmıştık. “Mavi Marmara” masmavi Marmara’da, yemyeşil Marmara’ya doğru yol alıyordu ve biz geminin her karışını gezmiştik. Saat 10 olduğunda biz yan balkonda kilim üzerinde yere oturmuş denizi seyrediyor, bir yunus daha görebilecek miyiz diye ufukları süzüyorduk. O sırada bir abi yanındaki  kızlara seslendi: “Hanımlar, köle isaura başladı!”. Mavi Marmarada o gün Tv de yoktu, ve köle isaura bile oraya giremiyordu. Marmara Adasında gittiğimiz köyde insanlar kapılarını pencerelerini kapatmadan yatıyorlardı. Oradaki insanlar hırsızlık nedir bilmiyorlardı. Ben küçüktüm, ve dünyadaki en acıklı şey, “köle isaura”, en kötü adam baron idi; ve Mavi Marmara‘da bunlara bile yer yoktu…

Henüz delikanlıydım. Delikanlılığımın yetişkin olduğumu sandığım yıllarını yaşıyordum. Yine babam bizi Marmara Adasına götürmüştü. Dönüş planımıza uymadığından dönüşümüz Mavi Marmara ile değil de, ufak bir tekne ile oldu. Büyük dalgalar ve hırçın bir deniz vardı. Teknemiz bir iskele tarafina, bir sancak tarafina yatiyor, bir burnunu dikiyor, bir kafa ustu suya giriyordu. Tüm bunlara bir münasebetsiz de eklenince babam o teknede kalp krizi geçirdi ve hayatımda ilk defa o kadar büyük bir yük hissettim omuzlarımda.  Artık hayatta daha acıklı şeyler de vardı, dünya maalesef toz pembe değildi. O zaman demiştik ki, “Mavi Marmara“da olsak, böyle olmazdı. Hem böylesine dalgaların oyuncağı olmaz, hem de İstanbula daha çabuk varırdık. Hem herşeye rağmen yine bir kalp krizi olsa bile geminin reviri bir süre iş görürdü. “Mavi Marmara” engin denizde güvenilecek bir yerdi. *

Yetişkin yıllarıma geldim. Yetişkinliğimin olgun olduğumu sandığım yıllarını yaşıyorum. Mavi Marmarayı televizyondan izliyorum;

yazının buradan sonrasını yazamıyorum………..

Etiketler:

Banknot Sayan Memurlar…

Nis 29th, 2010 | Filed under Bence böyle, Eğitim, Üniversite
Resim CNNTurk haber sitesinden alınmıştır.

Resim CNNTurk haber sitesinden alınmıştır.

Bir dönem daha bitiyor ve ben kendimi merkez bankasında banknot sayan memurlar gibi hissediyorum. Hani o binanın dışında belki bir tanesinin bile uğruna birilerinin yapamayacağı şey olmayan banknotları, o memurlar teker teker değil, deste deste değil, sayfa sayfa kontrol eder, sayarlar. Ama onlarla işleri sadece bir bakış – bir dokunuştur. Ellerinden her gün milyonlarca lira geçer, ve işleri bitince onları asıl sahiplerine gönderirler.

Bir dönem daha bitiyor ve ben kendimi merkez bankasında banknot sayan memurlar gibi hissediyorum diyorum. Hani dışarıda bir tanesini bile insanın bulup tanışması zor olan o “kaliteli insan”lardan bir yüz tanesi ile daha yollarım ayrılmak üzere. Teker teker bakıyorum, hepsi ne kadar farklı ama hepsi ne kadar güzel insanlar. Farklı zamanlarda, farklı yerlerde tanışsaydık kimisiyle çok iyi arkadaş olurduk mesela. Kimisi ise dostum, sırdaşım olurdu. Kimisi çok iyi kardeşlik yapardı. Kimisi öyle olgun ki aradaki yaş farkına bakmadan ben gider akıl sorardım. Kimisiyle gülüp eğlenmek güzel olurdu, kimisiyle oturup ağlamak. Ancak kader sınıflar dolusu güzel insanı bu şekilde çıkarttı karşıma ve biz de kaderin bize biçtiği rollere uygun davrandık ilişkilerimizde. Ben mesleğimi anlatıp hem öğretmeye hem sevdirmeye çalıştım, onlar da not tutup dersi geçmeye çalıştı.

Bir dönem daha bitiyor ve ben kendimi merkez bankasında banknot sayan memurlar gibi hissediyorum. Koca koca banknot sayfalarından oluşan bir defterle daha işim bitti, ve yeni defteri bekliyorum…

Etiketler:

Elektrominik

Nis 2nd, 2010 | Filed under Elektrominik

Mazide Başlamış Geniş Zaman:
M.R.B. derslerden ve okul işlerinden fırsat bulursa, elektroniğin lisede başladığı amatör kısmıyla ve hobi kısmıyla ilgilenmektedir ve bundan büyük zevk almaktadır. Elektronik hayatındaki sevdikleri listesindedir. Ayrıca bazılarına göre çöp, ona göre hazine ismini taşıyan bir sürü ufak tefek ıvır zıvır malzemesi vardır.

http://paulbuckley14059.files.wordpress.com/2007/08/electronics.jpg adresinden alinmistir.

Devamını oku…

Etiketler: