Ev hali :)
Sabah gazetesinden alıntı:

Sabah gazetesinden alıntı:

![]() |
| [Clever dahil fuarda çektiğim bazı resimler] |
4 ay kadar önce Carver başlığı ile bir yazı yazmıştım. Almanyada fuarda Clever adlı bir taşıt gördüm, bizim Carver’in aynısı :) Ben yeni gördüm ama sanırım duyurulduğu bir sene falan olmuş. Bu cihaz da güzel, ama Carver ile ilgili eleştirilerim bunun için de geçerli. Ayrıca Carver’in iç donanımı biraz daha kaliteli gözüküyordu fotoğraflarda… Bunun da kapısını sol tarafa koymuşlar, gariplik bende mi diye düşünmeye başladım :) böyle bir taşıtın kapısını sola koymak ne saçma şey… Resimlerde sağda da kapı varmış gibi görünse de, aslında yok. Bizzat aletin kendini gördüm çünkü. Aslında bunun nedenini ve bazı merak ettiğim diğer soruları sormaya çalıştım ama ben Türkiye ingilizcesiyle, standtakiler almanya ingilizcesiyle konuşmaya çalışınca pek anlaşamadık. Epey kalabalık da vardı, ben de zorlamadım.
Clever hesapta kısaltma, Açılımı şöyle: Compact Low Emission Vehicle for Urban Transport
http://www.clever-project.net/
[Üstteki resim galeri linkine bağlandı. Kasım2008]
| Galeri: Nisan’07 Hannover Fuarı – Almanya |
16-21 Nisan tarihleri arasında, Almanya / Hannover’de gerçekleştirilen sanayi fuarında, 2007 senesi için partner ülke olan Türkiye ‘den de hemen hemen her salonda çeşitli firma ve kuruluşlar yer aldılar. 2 numaralı, Ressearch and Technology salonunda da İTÜ, Koç Üni., Sabancı Üni., TUBITAK gibi kurumlar yanında, Sakarya Üniversitesinin de bir standı vardı.
Doktora çalışmalarıma yoğunlaştığım ve araya hiç bir şeyin girmesine tahammülüm olmayan dönemde, bu fuar için görevlendirilmiş olmam benim için kötü bir haberdi. Bundan kurtulmak için çok uğraştıysam da, muvaffak olamadım. Ocak-Nisan döneminde bu fuar ile ilgili olarak akla gelebilecek her türlü ayrıntı ve angarya ile Gürsel Düzenli Hocam ile beraber ilgilenmek zorunda kaldım. Uçak biletleri, otel rezervasyonlarından tutun, İTO’da fuar ile ilgili her türlü toplantıya, broşürlerin-posterlerin tasarımı ve hazırlanmasından, stand tasarımı ve inşasına akla gelebilecek her türlü iş bize kaldı. Bir de her işe en az on kişiden onay almak zorunda oluşumuz ve bazı şeyleri tekrar tekrar yapmak zorunda kalıp sonunda yine ilk yaptığımız haline dönüşümüz cabası. Bana zamanımın çok çok kıymetli olduğu bir dönemde 4 ay kaybettirdiği için bu görevlendirmeyi kendi adıma tasvip etmem mümkün değil, ancak yine çok yorucu olmasına ve yaşadığımız bir çok sıkıntıya rağmen, Almanyada geçen 10 gün hatırası bol ve hatırlayacağım bir on gün oldu.
[Buradan sonrası ve en üstteki resim Kasım’08 de güncellenmiştir.]
Üstteki resmin altında bir galerinin linki var. Almanyada çekilen fotoğraflarla ilgili bir kaç başka galeri de şunlar:
![]() |
![]() |
![]() |
| Hannover Fuar Alanı | Fuardan bazı araçlar | Almanyada gezerken |
Kızım bisikletine pervane takmamızı ve pervane döndükce bisikletin gitmesini istedi. “Hatta belki uçar bile!” diyerek de asıl hayalini dile getirdi. Tam onun istediği gibi bir şey yapamasak da, tersini yaptık. Yani döndükçe bisikletin gitmesini sağlayacak bir pervane yapamasak da, bisiklet gittikçe dönen bir pervaneyi başardık :)
Sadece evdeki malzemeler bunun için yeterli oldu. 2 tane kalem, bir oyuncak yumurta yarısı, sapı kırık bir rüzgar gülü, biraz izolasyon bandı, biraz ip ve biraz da ca ile projemizi tamamladık. Kızım bu projeyi beğendi ve pervane hızla döndükçe “aynı uçuyor gibiii!” diyerek hayaline yaklaştığımızı da belirtmiş oldu :)
[detaylı resim için detaysız resmi tıklayınız]
Kıymetli hocamız Prof.Dr. A.Ferit Konar’ın tedavi görmekte olduğu A.B.D. de vefat ettiği haberini aldım. Allah rahmet eylesin, mekanını cennet etsin. Güzel bir insandı, yanlış hareketlere muhatap olmak zorunda kaldı, efendiliğini bozmadı. Kendisinden çok şey öğrendik. Ama öğrendiklerimizin çoğunluğu tahtada anlattıkları değil de, yaşamı ile gösterdikleriydi. 40 seneye yakın Amerikada yaşamış ve çalışmış olmasına rağmen konuşmalarına yabancı kelimeler karıştırmazdı. Ayağını sakatlayıp mecburen hastaneye uğradığı gün bir ayağında koca bir sargı ve altına bağlanmış terlik ile saat sabah 9daki dersine 5 dakika [yazıyla beş dakika] geç kaldığı zaman, bu gecikme için tüm sınıftan samimi özür dileyişi, alçak gönlü yanında aslında ne kadar büyük olduğunun bir göstergesiydi. Ruhu şad olsun. Devamını oku…
Sanırım zamanında fena korkutmuşuz: tıklayınız.
diyenlere:
“Küçük üzüntüler konuşurlar, büyük dertler dilsizdir.”
Sevdiğim bir arkadaşım geçen hafta içinde evlendi. Bizim araba da gelin arabası oldu. Aslında bence düğün arabası demek gerek, neden gelin arabası oluyor ki? damat arabası demek ne kadar saçma ise, gelin arabası da o kadar saçma. Düğün arabası nisbeten daha mantıklı :)
Her neyse, biz evlendiğimizde de eşim gelinliğiyle bu arabaya binmişti ve evimize bu arabayla getirmiştim. Ama bizim gelin arabamız bu değildi. Sevgili dostum Tahsin (TCA) izmirden ankaraya arabası ile gelmiş, ankarada arabasını bir süsletmiş, gelini baba evinden alıp arabasıyla İstanbula getirmiş, ertesi gün bozulan süsler ve pislenen araba sebebiyle tekrar arabasını yıkatıp tekrardan süsletmiş ve bizi nikaha, yemeğe vs götürmüştü. Gün sonunda biz kendi arabamıza geçip İstanbuldan adapazarına bu araba ile gelmiştik.
Yani bizim araba ilk defa gelin arabası oldu. Düğün öncesi günü zaten İstanbuldaydım. arabayı yıkatıp sabahtan arkadaşın
evine gittim. orada güzel bir kahvaltı yaptık ve gün başladı :) araba süsleme, traş, kızı alıp kuaför terzi fotoğrafçı vs gezmesinden sonra nikah yerine gittik. Nikahtan sonra biraz İstanbulu gezip bazı yerleri ziyaret ettikten sonra adapazarına geldik ve arkadaşı evine bıraktım. sonra da tekrar İstanbula döndüm. Yorucu fakat güzel bir gündü. Ertesi günü annemi doktora götürmem gerekmeseydi, o gece adapazarında evimde kalırdım, ama geri dönüş yolu da oldukça keyifliydi. Yalnız yolculuğu da seviyorum…