‘Edebiyat’ kategorisi için Arşiv
Korumalı: Sapanca’nın Selülitleri
Cuma, 08 Temmuz 2011Anlayana !
Çarşamba, 10 Kasım 2010Katırofi minekubum minertondi hayradon,
Mekıronti hineltibi niyesonal mentaron.
Hayradonti kapasımal, nekirtona zarzuna!
Zarzuranti hineltibi nekirtebi haytaron.
“ve ıspanağıma hak verdi”
Perşembe, 14 Ocak 2010Bir hafta kadar önce eşim dedi ki: “bir oyuna katılacağım, bana ‘ve ıspanağıma hak verdi‘ diye biten çok kısa bir hikaye yazar mısın? sen becerirsin böyle şeyleri“… Evet, kısa-uzun hikaye uydurmak çok rahat yapabileceğim birşeydi, zaten hayatım bunu yapmakla geçmişti, ama zor olsa ne yazardı ki? Bir erkeğe kadını “sen becerirsin böyle şeyleri” dediyse, zaten o şeyi becermek farz olurdu. Dişisi yanında olunca aslana posta koyan serçe edasıyla “elbette” dedim, altında yatan “şimdiden olmuş bil” teminatını hemen anladı ve teminatı alır almaz ekledi, “yalnız 140 karakter olacak, yani çok çok kısa“. Geri adım atmak olur mu, “farketmez, hallederiz” dedim. Kısa hikaye kolaydı da, 140 karakter de neyin nesiydi, sms bile 160 karakterdi… Nasıl sığdırırdım koskoca kısacık hikayeyi 140 karaktere?
Neticede kafamda zaten o an bir hikaye oluşmuştu, o hikayeyi 140 karaktere indirdim ve eşime gönderdim. 140 karakterlik hali değişik yerlerde yayınlandı ve her ne kadar gitmeyecek olsak da, bize Nil’in 15.Ocaktaki XL konserine 2 kişilik davetiye de kazandırdı. Ama ben 140 karakterin hikayeye haksızlık olduğu düşüncesiyle hikayenin kafamda ilk oluşan şeklini buraya yazmaya karar verdim: (daha fazla…)
Mazhar’dan…
Cuma, 11 Aralık 2009Benim Hala Umudum Var

isyan etsem de istediğim kadar
inat etsem bile bırakmazlar
sahibim var
benim hala umudum var
seviyorlar bazen soruyorlar
hayran hayran seyret
ister katıl ister vazgeç
güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin olur biter
boyun bükük önünde ağlasam sessizce
şu garip gönlüm affolur mu ?
bu fırtına durur mu ?
benden adam olur mu ?
korkarım aşka zararım dokunur mu ?
elvada sana yeter tamam
bitsin artık bu dram
bu fotoroman
ham meyvayız hala
koparmışlar dalımızdan
güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin olur biter
güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin geçer gider
bıraksan kendime
şöyle oh ne rahat
buda geçer gülüm yaşamana bak
alınacak dersler var sorulacak sorular
buda geçer gülüm bizden bu kadar
benim hala umudum var
isyan etsem de istediğim kadar
inat etsem bile bırakmazlar
sahibim var
[ Mazhar Alanson]
Bir Gidenin Ardından…
Cuma, 11 Eylül 200931.Ocak.2008 tarihinde Gitti, gidişi içimi yaraladı diye bir yazı yazmıştım. Gördüğüm luzum üzerine :) aynı yazıyı tekrar yayınlıyorum.
———————————————————
Gelişi sizi geceler boyu uykusuz bırakmıştır. onu beklemenin ızdırabını öyle yoğun yaşamıssınızdır ki, geldiğinde kavuşmaktan ziyade, geceler boyu süren ızdırabın bittiğine sevinirsiniz.
Gelişi bir boşluğu doldurmuştur…
Seneler boyu birlikte yaşar, birlikte yatar kalkar, birlikte yer-içersiniz. O artık sizin bir parçanızdır, hiç ayrı düşünmezsiniz. O kadar benimsemişsinizdir ki, var mı yok mu bunu bile düşünmezsiniz…
13 yıl beraber yaşadıktan sonra, acı tatlı bir çok lezzeti aynı ortamda paylaştıktan sonra bir gün “ayrılık vakti geldi” derler ve o çekilir gider… İçinizde bir şeylerin parçalandığını hissedersiniz. Onu içinizden söküp atmak kolay olmamıştır; gidişi ta içinizi acıtır.
Ve artık ayrıldığı yerde kocaman bir boşluk vardır…
Tek Hece
Çarşamba, 08 Temmuz 2009Cemal Safi’nin çok sevdiğim bu şiirini, yeri geldiği için bir kez de buradan paylaşma ihtiyacı hissettim:
Tek Hece
Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim…
Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğine Toroslar’dan çığ düştü.
Yangınımı söndürmedi kar benim…
Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim…
Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim…
Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı için kül eyledim Kerem’i.
İbrahim’in atıldığı kor benim…
Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di.
Hatrım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…
İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla’danım, hayır benim, şer benim…
Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
Görünmezim cismim de yok, resmim de
Dil üzmezim, tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim
Benim için yaratıldı Muhammed
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Enbiyanın yüzündeki nur benim
CEMAL SAFİ
Çibörek Destanı
Cumartesi, 20 Haziran 2009Tam metnini 11 sene kadar önce bir hısmımın hediye ettiği kitapta okuduğum İsmail Otar’ın o eşsiz şiirini kitaptan bakıp yazmaya üşenince tataryemekleri blogundan alıntı yaptım. Tatarlar sadece siyahları okusalar yeterli, gri renkli yazılar İstanbul Türkcesi ile karşılıklarıdır… (daha fazla…)
Korumalı: Gözümde tütüyorsun …
Perşembe, 30 Nisan 2009Milli Şairimizden
Perşembe, 29 Ocak 2009…
Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem…
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
-Boğamazsın ki !
-Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu?
…
Mehmet Akif ERSOY
