‘Arkadaşlar’ kategorisi için Arşiv

Yemin ettik, asker olduk! vallaa billaa…

Cuma, 09 Mayıs 2008

Yemin töreninde yanımda olan tüm sevdiklerime teşekkür ederim. Güzel bir gündü. Eşim-çocuklarım, annem-babam, kayın annem-babam, kızkardeşlerim-yeğenim benimle beraberlerdi. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yemin töreni ile ilgili yazılabilecek çoook şey var. Ama benim vaktim yok :)

Bu yemin töreninde eski öğrencim, iş arkadaşım, arkadaşım ve şimdi bir de asker arkadaşım olan Fırat da yemin etti. Böylece aynı anda silaha el koyup yemin edince, bir de silah arkadaşı olmuş olduk :) vesileyle acemiliğimiz döneminde Fıratı ziyarete gelip, beni de görmeden gitmeyen Özgün ve Göktuğa da teşekkür ederim.

Bu arada bir ay aradan sonra araba kullanmak, cuma kılmak, çıplak ayak halıya basmak hoş oldu. Kendi ayakkabılarımla yürürken ayaklarımın ne kadar hafif olduğunu farkettim :)

Mühendis gibi düşünmek

Cumartesi, 22 Mart 2008

Mühendislik bir meslek değil, bir düşünme biçimidir. Mühendislik eğitimi, kişilerin beyinlerinin içine koydukları bilgilerden daha fazla, beyinlerinin çalışma biçimini değiştirir. Amaç kişinin daha analitik düşünebilmesini sağlamak, sebep-sonuç ilişkilerini görme becerisi kazandırmak, eldeki imkanlarla mevcut sorunlara etkin çözümler üretebilmek olmalıdır.

Böyle bakınca mühendislik eğitimi almış bir çok kişinin, hatta mühendislik kitaplarını yalayıp yutmuş, iyi ortalamalarla diplomasını almış bir çok kişinin aslında mühendis olamadığını üzülerek görebiliyoruz. Bunun yanında hiç bir eğitim almadığı halde doğuştan gelen bir yetenekle mühendis gibi düşünen, olaylara farklı bakan, pratik çözümler üreten insanlarımız da mevcut.

Bazıları da hem doğuştan mühendistir, hem de üzerine mühendislik eğitimi almıştır. Bunlar kaymaklı ekmek kadayıfı gibidir :)

Peki tüm bunlar nereden geldi aklıma?
Tübitak’ın bir proje hakemliği için İzmir’e gittim. [Hayır inceleme için gittiğim Ar-Ge firmasından bahsetmeyeceğim, oradaki değerlendirmelerim rapora yazılacak.] Şirketle mülakatımız öğleden sonraya kadar devam etti. Orada işim bittikten sonra o kadar yolu gelmişken hemen geri dönmek yerine bir ziyaret yapmak istedim. Okul arkadaşım TCA ile buluştuk, akşama kadar beraberdik. Yarım günden az süren görüşmemizde, mühendisliğin hayata uygulanmasına dair o kadar çok örnek gördüm ki, dönüşte bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Keşke bizim bazı öğrencilere örnek olarak gösterebilsem diye içimden geçirdim. Favorim özellikle çaptan ikiye bölünmüş atık su borusu ile kütük transferi projesiydi :D

[Dipnot: tca kütük projesindeki fikrin kendisine ait olmadığını kendisinin daha önce yapılmış bir uygulamayı taklit ettiğini söylüyor. bana da hem orjinal fikri kendisine ait olan diğer çözüm ve uygulamarından dolayı, hem de bu uygulama için dürüstlüğünden dolayı bir kez daha hayran kalmak düşüyor.]

Ersin’den

Pazar, 09 Eylül 2007

Ersin kendi günlüğüne bir yazı yazmış. Anafikre temelde katılmakla beraber ben de oradan ilhamla kendi görüşlerimi yazdım. Uğraşıp yazınca ve bana keyif veren bir tartışma olunca kendi günlüğüme de koyayım dedim.

Buraya tıklayarak yazıyı ve yorumları Ersin’in günlüğünden okuyabilirsiniz. Olur da orası geçici olarak erişilmez durumdaysa veya kaybolursa ihtimaline karşı yazıyı ve yorumların bir kısmını bu yazının devamına kopyalıyorum. (daha fazla…)

Bir düğün ve gelin arabası

Perşembe, 25 Ocak 2007

Sevdiğim bir arkadaşım geçen hafta içinde evlendi. Bizim araba da gelin arabası oldu. Aslında bence düğün arabası demek gerek, neden gelin arabası oluyor ki? damat arabası demek ne kadar saçma ise, gelin arabası da o kadar saçma. Düğün arabası nisbeten daha mantıklı :)

Her neyse, biz evlendiğimizde de eşim gelinliğiyle bu arabaya binmişti ve evimize bu arabayla getirmiştim. Ama bizim gelin arabamız bu değildi. Sevgili dostum Tahsin (TCA) izmirden ankaraya arabası ile gelmiş, ankarada arabasını bir süsletmiş, gelini baba evinden alıp arabasıyla İstanbula getirmiş, ertesi gün bozulan süsler ve pislenen araba sebebiyle tekrar arabasını yıkatıp tekrardan süsletmiş ve bizi nikaha, yemeğe vs götürmüştü. Gün sonunda biz kendi arabamıza geçip İstanbuldan adapazarına bu araba ile gelmiştik.

Yani bizim araba ilk defa gelin arabası oldu. Düğün öncesi günü zaten İstanbuldaydım. arabayı yıkatıp sabahtan arkadaşınGelin evi önünde beklerken hava soğuk olunca arabada bekledim. Soğuğu hisseden başkaları da olmalı ki sıcak motor üzerine çıkıverdiler hemen :) evine gittim. orada güzel bir kahvaltı yaptık ve gün başladı :) araba süsleme, traş, kızı alıp kuaför terzi fotoğrafçı vs gezmesinden sonra nikah yerine gittik. Nikahtan sonra biraz İstanbulu gezip bazı yerleri ziyaret ettikten sonra adapazarına geldik ve arkadaşı evine bıraktım. sonra da tekrar İstanbula döndüm. Yorucu fakat güzel bir gündü. Ertesi günü annemi doktora götürmem gerekmeseydi, o gece adapazarında evimde kalırdım, ama geri dönüş yolu da oldukça keyifliydi. Yalnız yolculuğu da seviyorum…