Göz…

Bir an bir sahne girer de gözden içeri,
Yakar kül eder ve savurur ta ciğeri…

Bir an bir sahne girer de gözden içeri,
Yakar kül eder ve savurur ta ciğeri…

Bir varmış, bir yokmuuuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir yerlerden birinde kel bir cüce yaşarmış…
Dün Halim Amca sayesinde yeni laptopuma kavuştum. Henüz bir yorum yapacak kadar kullanmadım ama bir önceki laptopum olan sony’nin yanında halt etmiş. Sony ile kıyaslamak sanırım moralimi bozacak, iyisi mi ben dell ile kıyaslayayım da, Lenovonun mükemmel olduğunu düşünüp, keyfini çıkarayım :) [şurada bir inceleme var]
Göze çarpan ilk ekstra özelliği, başarılı yüz tanıma programı. Fotoğrafla kandırabileceğimi düşünmüştüm ama şimdilik başarılı olamadım. Windows logon olacağı zaman yüzünüzü görüp kendiliğinden sistemi açması, başkası geldiğinde ise resmini çekip, tarih ve saat ile bunların çetelesini tutması hoş :)
Bir de bir önceki laptopumun ekran boyutu olan 15.4″ gereksiz büyük geldiğinden, bu sefer 14.1″ almıştım, ama şimdi 13.3″ de kullanım için yeterli diye düşünüyorum. Ekran boyutu o seviyelere indiğinde fiyatların aşırı artması ne kötü…

Google, “sites” subdomaini altında yeni bir hizmet başlattı. Bunu kullanarak sahip olduğunuz bir alan adı ile google pages‘te oldugu gibi bir web sitesi oluşturabiliyorsunuz.
Bununla beraber yine kendi alan adınızla istediğiniz gibi e-mail hesabı açabiliyor ve açtığınız bu hesapları gmail altyapısı ile kullanabiliyorsunuz. İsterseniz kendinize ait tüm mailleri aynı hesaptan kontrol edebilir, yine aynı hesaptan tüm adreslerinizden mail gönderebilirsiniz. Harici hesaplarınızı da bu hesaba bağlamanız mümkün. Etkin olarak filtreleri kullandığınızda e-mail trafiğiniz ne kadar kalabalık olursa olsun gözden pek bir şey kaçmıyor. Aynı alan adı ile mail hesapları dağıtabilirsiniz. Kendi kullanıcılarınız arasında mail listler oluşturmak vs de mümkün. Yine kendi kullanıcılarınız arasında herkesi bir diğerinin adres defterine otomatik olarak ekleyebilirsiniz. Kullanıcılarınız kendi aralarında browser üzerinden g-talk benzeri anlık mesajlaşma imkanına da sahipler.
Bunlar haricinde yine kendi alan adınızla portal tarzı bir giriş sayfası, ortak bir takvim uygulaması, google documents benzeri bir dosya uygulaması oluşturabilir ve bunları istediğiniz alt alan adları [subdomains] ile kullanıcılarınız arasında paylaştırabilirsiniz.
sadece e-mail hesaplari için kullandığım bozkurt.web.tr alan adını google’a taşıdım. Aşağıdaki linkler her ne kadar genel internet kullanıcısını ilgilendirmese de, benim için bu tarihten itibaren kullanımdadır:
www.bozkurt.web.tr
port.bozkurt.web.tr
mail.bozkurt.web.tr
takvim.bozkurt.web.tr
dosya.bozkurt.web.tr

– baba hadi simdi de kurt baba oyunu oynayalim.
– peki kizim, ama nasil o oyun?
– simdi ben yere kapanicam, sen de “kurt baba, kurt bana, n’apiyorsun?” diyeceksin.
– tamam kizim.
soyledigi gibi salonun ortasinda yere kapanir, babası etrafinda dolanip :
– kurt baba kurt baba n’apiyorsun?
– SENİ YİYCEEEMMMM !!!
der, kalkip babayı kovalamaya baslar. baba da cok korkarak kacar. en sonunda salonun kosesinde, koltugun arkasinda baba sıkısır, ama kurt baba rolundeki kız birsey yapmadan oylece bekler.
– ee, kizim simdi ne olacak?
– aslinda seni yakalamam lazim.
– e yakala o zaman?
– ama yakalarsam oyunun kuralına göre sen kurt baba olacaksın. sen cok kocamansın, kurt olursan ben korkarım. onun icin ben yakalayamadan sen kac
– ama benim de kacacak yerim kalmadi, sıkıstım burda
– o zaman ikimiz de kurt baba olalim. yanyana cimenlere yatalim, sohbet edelim.
oyunun devaminda kurt baba oyunu iki kurt arasındaki evcilik oyununa döner, kurtlar uluyarak vakit gecirirler :)

Biliyorum ki doktora konusunda daha yolun sonuna gelmeme zaman var. Ama sona yaklaşan adımlardan birini daha atmış olmak rahatlatıyor. Önce ders aşaması, sonra yeterlik, tez öneri derken uzuuuuun süredir tez aşamasındaydım. Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri okulda geceleyip, evde sabahladıktan sonra bugün sabah 8:30 da enstitünün kapısına dikildim ve tezimi enstitüye teslim ettim. Saat 9:00 da başlayacak olan kurula yetiştirmeye çalışıyordum, yetişti çok şükür.
Şimdi tezi biraz daha derleyip toparlayıp, jüri kararı çıktıktan sonra jüriye de tezimi vermem gerek. Sonra savunma için hazırlanmam ve en zoru jüri’ye yaptıklarımı iyi ifade edebilmem gerek. Yapmam gereken daha çok şey olsa da, tezimi teslim ettim, odama geldim, bir adımı daha geçmenin verdiği keyifle şöyle arkama yaslanıp bir “OH BE!” dedim. Bugünü kendime tatil ettim, okuldayım ama ders çalışmak yok, yarın çalışmaya devam…
Ne zamandır şu masamı bir toplasam da, çalışırken daha rahat etsem diyordum, sonunda dün bunu başardım. Sonra da kendime aferin deyip, bu anı saklamak istedim :) Arkadaki küçük kitap okuma masası da çok iyi oldu. Hem büyük masanın karmaşasından uzak, hem de duvarlara, kapıya değil de, dışarıdaki yeşilliğe bakıyor. Düzenleme işi için vakit harcanıyor gibi görünse de, sonradan bu zamanı fazlasıyla telafi ediyorsunuz.
5 gün önce eşim kızımızın anaokulu sınıfı için blogspotta bir günlük açmıştı. Sınıf öğretmenleri Şükriye Hanım’ın da kabul etmesi ile, bugünden itibaren Uçanbalonlar sınıfının faaliyetleri artık internetten de takip edilebilir.
Oğlumdan altınçocuk anaokulu idaresi için geliyor:
Cemal Safi’nin ifadesiyle:
…
Bir selamı cok gören semte neden uğrayım?
Girmem sevilmediğim, sayılmadığım yere…
…
Mecnun etsin de beni, mecbur etmesin Allah;
Dönmem insan yerine koyulmadığım yere…