‘Kişisel’ kategorisi için Arşiv

Korumalı: MUTLULUK ! :)

Perşembe, 27 Mart 2008

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


Kardan Dinazor

Salı, 19 Şubat 2008

Dinazorumuz güzel oldu, kafası varken daha güzeldi ama kafa vücuttan ileri doğru çıktığından bağlantı yeri ağırlığını taşıyamadı. Buraya kafasızlığını en az belli eden fotoğrafını koyuyorum. Kızımın öğretmenine ait blogta bir kaç resim daha var. Çocuklar çok sevdiler, üzerinde epeyce oynadık :)

Annem…

Cuma, 15 Şubat 2008

Ana başa tac imiş,
Her derde ilaç imiş…

Allah şifa versin.

Gitti, gidişi içimi yaraladı…

Perşembe, 31 Ocak 2008

Gelişi sizi geceler boyu uykusuz bırakmıştır. onu beklemenin ızdırabını öyle yoğun yaşamıssınızdır ki, geldiğinde kavuşmaktan ziyade, geceler boyu süren ızdırabın bittiğine sevinirsiniz.
Gelişi bir boşluğu doldurmuştur…

Seneler boyu birlikte yaşar, birlikte yatar kalkar, birlikte yer-içersiniz. O artık sizin bir parçanızdır, hiç ayrı düşünmezsiniz. O kadar benimsemişsinizdir ki, var mı yok mu bunu bile düşünmezsiniz…

13 yıl beraber yaşadıktan sonra, acı tatlı bir çok lezzeti aynı ortamda paylaştıktan sonra bir gün “ayrılık vakti geldi” derler ve o çekilir gider… İçinizde bir şeylerin parçalandığını hissedersiniz. Onu içinizden söküp atmak kolay olmamıştır; gidişi ta içinizi acıtır.
Ve artık ayrıldığı yerde kocaman bir boşluk vardır…

(daha fazla…)

Kaktüsüm Çiçek Açtı

Salı, 08 Ocak 2008

kaktus

Bilen bilir, kaktüsleri severim. Kaktüslerim çiçek açtığında ise sevinirim. Yılbaşı tatili dönüşünde kaktüslerimden birinin üzernde 5-6 tane çiçek olduğunu görünce sevindim. fotoğraflayıp buraya da koymak istedim, ancak bugüne kısmetmiş…

Bundan önceki son kaktüs çiçeği görüşümde çok müjdeli bir haber almıştım, onun etkisi midir bilmem, çok sevindim. Belki buna da bir müjdeli haber eşlik eder, kimbilir…

Kurban Bayramı

Perşembe, 20 Aralık 2007

2004 senesinin basindaki kurban bayramında gonderdigim tebrik kartının aktristi. Photoshop calismasi kulak ve goz uzerindeki MRB yazilari haricinde bana ait degil. kime ait oldugunu da bilmiyorum.

Bu yazıyı okuyabilen herkesin mübarek kurban bayramını tebrik ederim :)

Aspirin…

Pazartesi, 17 Aralık 2007

siyahlar karbon, beyazlar hidrojen, kirmizilar da oksijen olsun

derdin olunca gelir, derdini çözer ve sonra da başına kakmadan çekilir. “aman efendim çok uzaktayım” falan da demez, fiziksel uzaklıklar ona göre sadece 3 boyutla sınırlı olanları etkiler, onun kalbi boyutlar otesi atar. bu yüzden fiziksel uzaklıkları takmaz, kalbî yakınlıkları dikkate alır. simdi almanyada olması farketmez, ay manyağı da olsa durum aynı olacaktır.

senin çözemedigin dertlerini nefes alma rahatlığında çözer, bunu yaparken bir yandan da sana iltifatlar eder. “hayırsız ne zamandır niye aramıyorsun, işin düşünce mi selam verdin?” gibi bir soru sormak bir yana, bu soruyu aklına getirmeyi bile beceremez. senin hayatındaki en büyük lütuflardan birisi olduğunun farkına varmaz ama seni kendi hayatı için bir nimet görür.

hayatının en zor anlarında onun desteğini hissetmişsindir, hayatının en mutlu anlarında fiziken olmasa da kalbinle beraber o da oradadır…

 bu adam as-pirin’dir.

“… sayılı kararı ile ‘Bilim Doktoru’ ünvanı verilmiştir.”

Perşembe, 13 Aralık 2007

Sıkıntılı zamanlar oldu, pes etmenin kıyısından döndüğüm zamanlar oldu, kendime kızdığım zamanlar oldu, kendim haricinde herkese kızdığım zamanlar oldu, tekrar tekrar ümitlendiğim zamanlar oldu, tekrar tekrar ümidimin kırıldığı zamanlar oldu, çok sevindiğim zamanlar oldu, çok üzüldüğüm zamanlar oldu, çok kıymetli insanların güvenine layık olamadığımı düşündüğüm zamanlar oldu, ciğeri beş para etmez adamların kapısına gitmek zorunda kaldığım zamanlar oldu, şehirler arası, milletler arası, kıtalar arası yolculuklarım oldu, ama bu perde için hepsi bitti…

bu süreçte 2 yaşından 85 yaşına bir sürü cenazem oldu, bunlardan dünyayı uğruna değişmeyeceğim ikisini çok kısa arayla kaybettim, ve yurtdışında olduğum için ikisinin de cenazesine katılamadım, çok sevdiğim insanlar yuva kurdu, ikisinin düğününe gidemedim, yakınlarımdan bir çoğunun çocuğu oldu, iki tane de benim oldu… anneciğim defalarca ameliyat oldu, onun için ve diğer sevdiklerim için defalarca hastanede sabahladığım zamanlar oldu… ölenler, doğanlar, düğünler, cenazeler olduktan sonra, hayatta söylemeye değmez daha neler neler oldu… bilançoyu çıkarınca kısa sandığım sürecin aslında çok da uzun olduğunun farkına vardım.

ders aşaması bitti, yeterlik geçti, tez önerisi verildi, tez bitirildi, yayın şartı sağlandı, jüri oluşturuldu, savunma geçti, bez ciltler hazırlandı, jüriden imzalar toplandı, enstitüden yönetim kurulu kararı çıktı, ve bugün Sakarya Üniversitesi senatosu bana da “bilim doktoru” ünvanı verdi.

mrb-drYıllar önce ilk çocuğumuzu beklerken, kontroller için gittiğimiz sevgili doktorumuz bize karşı çok ilgili ve mütevazi davrandığında ona şakayla karışık “doktorların genelinde olan kibirli havanın onda olmadığını, bu yönden biraz eksik kaldığını, azıcık doktor gibi tavır takınmasını” söylemiştim. o da doktor tavrının nasıl olduğunu sorduğunda bizzat masasına oturup doktor tavrının taklidini yapıyordum [anlayın artık doktorumuzla ne kadar yüzgöz olmuşuz:) ]. o sırada elinde digital kamerası olan biri beni fotoğraflamış. resmin başkalarına gösterilmemesi için, yapılan şantajlara karşılık resimle ilgili o zaman bir söz vermiştim: “doktor ünvanı aldığımda bu resmi internette kendim yayınlayacağım!”. [ne bileyim, o günden bakınca bugün çok uzak görünmüştü]. neyse, lafı daha fazla uzatmadan sözümü tutayım ve bu yazımı da resmiyle beraber yayınlayayım :)

Dünyanın en güzel kadını…

Cumartesi, 08 Aralık 2007

New York'ta çektiğim bir fotoğraf

Tezimin iç kapağı için gerekli imzaları almak amacıyla yaptığım yolculuk* sırasında, İzmir’den Eskişehir’e doğru yol alırken, otobüsüm Kütahya civarındayken dünyanın en güzel kadınını gördüm, keşfettim. Sevindim, mutlu oldum… İçim huzur doldu, gönlüm ferahladı…

 

* Doktora tezimin bez ciltlerinde, iç kapakları jüri üyelerine imzalatmam gerekiyordu. Bir kaç küçük düzeltme istediklerinden bu imza işini sınav sonrası yapamamıştık. İmza sonraya kalınca, jüri üyelerini teker teker dolaşıp, kapakları imzalattım. Daha önceden e-mail ile gerekli belgeleri jüri üyelerine göndermiştim ve telefon ile de sözleşmiştik. Bir Cuma gecesi 21:30 da evimden çıktım, 23:00 arabasıyla İzmir’e doğru yola koyuldum. Sabahın kör saatlerinde İzmir’e varmıştım. Sözleştiğimiz gibi cumartesi sabahı 09:00’da Uğur Bey ‘le buluştuk. Uğur bey ile işimizi hallettikten sonra 9:30 aracıyla Eskişehir’e doğru yola koyuldum. Saat 16:45 te Eskişehir otogarındaydım. Orada da Yusuf Bey ile buluştuk. (Yusuf Bey Doçent oldu, vesileyle tebrik ederim). Sağ olsun kendisi işlemin bitirilmesinden sonra bir öğrenci gibi değil de bir misafiri gibi karşıladı beni. Mahcup oldum. Saat 19:00 İstanbul otobüsüyle tekrar yola çıktım, 23:00 te Adapazarı merkezde, 24:00 te evimdeydim. Çok zamandır otobüsle uzun yolculuk yapamıyordum, bu yolculuk çok hoşuma gitti.

XP’ye “downgrade”

Pazar, 02 Aralık 2007

Üzerinde Vista ile gelen yeni laptopumu 15 gündür bu işletim sistemi ile kullanıyordum. Ancak 15 gun sabredebildim ve 1 Aralığı 2 Aralığa bağlayan gece sistemimi Windows XP ye “downgrade” ettim. Vista görsel olarak çok hoş, arabirimler de daha kullanışlı. Ancak bir bilgisayarın temel işlevi kişinin kullanım amacına yönelik programları çalıştırmaktır. İşletim sistemi bunun için sadece bir arabirimdir. Oysa vista bir ara birim olmaktan ziyade, bilgisayari kendi emrine almak isteyen ve tum kaynaklarını tüketen bir virüs gibi :)

Sistemde vista’nın kendisinden ve laptop ile beraber gelip açılışta başlayan birkaç programdan başka hiçbir şey çalışmıyorken, sistemde 1 GB dan fazla RAM kullanıldığını görünce, Vista kullanımımı daha yüksek özelliklere sahip bir bilgisayarasahip olacağım ileri bir tarihe erteledim ve XP kurdum.

Hiçbir driver için problem yaşamamak güeldi. Laptop ile gelen tüm programlarin da xp ile uyumlu olması ekmeğime yağ sürdü. Laptopa XP kurduğum halde, Vistayı da kaldırmadım. Şu an çift işletim sistemi var. Sanırım yeni disk alanına ihtiyacım olana kadar iki işletim sistemi kullanmaya devam ederim. Ondan sonra birini kaldırırız artık.