

Bu yol çoook uzun…


Daha önce İstanbul Model‘den bazı başka siparişlerimle beraber, bir ornithopter* almıştım. Yoğunluklar üst üste gelince, kızımla beraber biraz ferahlamak için bu modeli inşa etmeye karar verdik. İstanbul Model kutuyu hazırlarken telleri bile gereken şekilde büküp koyduğundan yapımı çok çok basit olan bu modelin uçuşu da çok başarılı… Bu modeli kızımla beraber inşa ederken yaptığımız tek değişiklik, kanat ve kuyruk için kutudan çıkan üstü baskılı mavi kağıtları kullanmak yerine, evde bulduğumuz pembe pelur kağıdı kullanmak oldu. Neticede benim yönlendirmelerimle ve müdahelelerimle de olsa, modeli kızım yaptığına göre, rengi de onun zevkine uygun olmalıydı :) Jilet - bıçak işleri hariç hemen hemen tamamını kızımın yaptığı bu modeli ailecek hepimiz çok sevdik.
2 hafta kadar önce Sen de mi Leyla? diye sormuştum. O yazıyı “inşallah veri kaybı yaşamam” diyerek bitirmiştim. Geçen süre içinde bilgilerimi büyük ölçüde kurtardım. Bir miktar veri kaybı yaşasam da, korktuğum ölçüde bir kaybım olmadı. Bilgisayarımı açamadığımdan verilerimi kurtarabilmek için bilgisayarımı açtım. Son cümle biraz garip gibi oldu, bilgisayar elektriksel olarak açılmadığından, ben de vidalarını söküp içini açtım. Harddiski çıkartıp, bir ara adaptör ile masaüstü bilgisayarıma taktım ve verilerimi büyük ölçüde böyle kurtardım.
Bu fotoğrafı “acaba tekrar çalıştırabilir miyim?” sorusuna cevap bulmak için çalışmalar yaparken çektim. Sökülebilecek tüm çevreseli söktüm, ramleri değiştirdim, harddisksiz ve eski bir toshibadan söktüğüm 60′lık diskle (resimdeki disk) denedim, bana mısın demedi… Sanırım vedalaşma zamanı geldi…

Beni yakından tanıyanlar bilir, tanımayanların da zaten bilmesine gerek yok: su doktora işinde ne çok terslik yaşadım. Büyük çoğunluğu benden kaynaklanmayan, dışarıdan sebeplerle çalışmalarım sekteye uğradı, bazen bir sürü şeyi çöpe atmam gerekti vs. Bir günlük iş üç güne çıktı, üç günde yaptığım yarısı oldu… Dediğim gibi, bilen bilir, bilmeyene anlatmaya gerek yok, çünkü inanılacak gibi değil…
Hele şu son zamanda terslikler tüm hayatımı kaplamış durumda. Acılar, ızdıraplar, hastalıklar, terslikler… Genelde emrah rolü üstlenmemek için bunları yazmamaya gayret ediyorum, ama dün geceki biraz da teknolojik bir konu olduğundan yazmakta bir sakınca görmüyorum.
Dün gece aşk ve şevkle, hem de evde misafir de olmasına rağmen, biricik sevgili laptopumu alıp ders çalışmak üzere yatak odasına gittim, o güzel düğmesine dokundum, açılır gibi yaptı ama açılmadı. Fan çalışmaya başlıyor, ledler yanmıyor ve ekrana görüntü gelmiyor, bir kaç saniye sonra kendiliğinden her şeyin enerjisini kesiyor ve sonra tekrar kendisi açıyor. ama yine ekranda görüntü yok ve boot etmiyor. ve o halde kalıyor…
Kızdım, o kızgınlıkla bir tane de vurmuşum, “Sen de mi Leyla?” dedim, “sen de mi beni yarı yolda bırakacaktın?”. vurmanın etkisiyle mi, sözlerin etkisiyle mi bilmem, laptop dile geldi, “artık çalışacak halim kalmadı, biraz daha dişimi sıksaydım da, tam savunmaya gireceğin gün iflas etseydim daha mı iyiydi?” dedi. hak verdim, özür diledim, kapattim kapağını ve yattım…
ümidediyorum ki veri kaybı yaşamam…
![]() |
| [Clever dahil fuarda çektiğim bazı resimler] |
4 ay kadar önce Carver başlığı ile bir yazı yazmıştım. Almanyada fuarda Clever adlı bir taşıt gördüm, bizim Carver’in aynısı :) Ben yeni gördüm ama sanırım duyurulduğu bir sene falan olmuş. Bu cihaz da güzel, ama Carver ile ilgili eleştirilerim bunun için de geçerli. Ayrıca Carver’in iç donanımı biraz daha kaliteli gözüküyordu fotoğraflarda… Bunun da kapısını sol tarafa koymuşlar, gariplik bende mi diye düşünmeye başladım :) böyle bir taşıtın kapısını sola koymak ne saçma şey… Resimlerde sağda da kapı varmış gibi görünse de, aslında yok. Bizzat aletin kendini gördüm çünkü. Aslında bunun nedenini ve bazı merak ettiğim diğer soruları sormaya çalıştım ama ben Türkiye ingilizcesiyle, standtakiler almanya ingilizcesiyle konuşmaya çalışınca pek anlaşamadık. Epey kalabalık da vardı, ben de zorlamadım.
Clever hesapta kısaltma, Açılımı şöyle: Compact Low Emission Vehicle for Urban Transport
http://www.clever-project.net/
[Üstteki resim galeri linkine bağlandı. Kasım2008]
| Galeri: Nisan’07 Hannover Fuarı - Almanya |
16-21 Nisan tarihleri arasında, Almanya / Hannover’de gerçekleştirilen sanayi fuarında, 2007 senesi için partner ülke olan Türkiye ‘den de hemen hemen her salonda çeşitli firma ve kuruluşlar yer aldılar. 2 numaralı, Ressearch and Technology salonunda da İTÜ, Koç Üni., Sabancı Üni., TUBITAK gibi kurumlar yanında, Sakarya Üniversitesinin de bir standı vardı.
Doktora çalışmalarıma yoğunlaştığım ve araya hiç bir şeyin girmesine tahammülüm olmayan dönemde, bu fuar için görevlendirilmiş olmam benim için kötü bir haberdi. Bundan kurtulmak için çok uğraştıysam da, muvaffak olamadım. Ocak-Nisan döneminde bu fuar ile ilgili olarak akla gelebilecek her türlü ayrıntı ve angarya ile Gürsel Düzenli Hocam ile beraber ilgilenmek zorunda kaldım. Uçak biletleri, otel rezervasyonlarından tutun, İTO’da fuar ile ilgili her türlü toplantıya, broşürlerin-posterlerin tasarımı ve hazırlanmasından, stand tasarımı ve inşasına akla gelebilecek her türlü iş bize kaldı. Bir de her işe en az on kişiden onay almak zorunda oluşumuz ve bazı şeyleri tekrar tekrar yapmak zorunda kalıp sonunda yine ilk yaptığımız haline dönüşümüz cabası. Bana zamanımın çok çok kıymetli olduğu bir dönemde 4 ay kaybettirdiği için bu görevlendirmeyi kendi adıma tasvip etmem mümkün değil, ancak yine çok yorucu olmasına ve yaşadığımız bir çok sıkıntıya rağmen, Almanyada geçen 10 gün hatırası bol ve hatırlayacağım bir on gün oldu.
[Buradan sonrası ve en üstteki resim Kasım'08 de güncellenmiştir.]
Üstteki resmin altında bir galerinin linki var. Almanyada çekilen fotoğraflarla ilgili bir kaç başka galeri de şunlar:
![]() |
![]() |
![]() |
| Hannover Fuar Alanı | Fuardan bazı araçlar | Almanyada gezerken |
Kızım bisikletine pervane takmamızı ve pervane döndükce bisikletin gitmesini istedi. “Hatta belki uçar bile!” diyerek de asıl hayalini dile getirdi. Tam onun istediği gibi bir şey yapamasak da, tersini yaptık. Yani döndükçe bisikletin gitmesini sağlayacak bir pervane yapamasak da, bisiklet gittikçe dönen bir pervaneyi başardık :)
Sadece evdeki malzemeler bunun için yeterli oldu. 2 tane kalem, bir oyuncak yumurta yarısı, sapı kırık bir rüzgar gülü, biraz izolasyon bandı, biraz ip ve biraz da ca ile projemizi tamamladık. Kızım bu projeyi beğendi ve pervane hızla döndükçe “aynı uçuyor gibiii!” diyerek hayaline yaklaştığımızı da belirtmiş oldu :)
[detaylı resim için detaysız resmi tıklayınız]
