‘Fotoğraf’ kategorisi için Arşiv

Üç Kişi Oldular

Çarşamba, 08 Ekim 2008

Ben askerdeydim, bir hafta izne geldim. İznimin ikinci gününde üçüncü çocuğum doğdu. İsmini A. Akif koyduk. Ailem zenginleşti, çocuklarım zenginleşti. Bunun haberini yazmak da bugüne, askerden sonraya kaldı…

Bazıları aşağıdaki resme bakıp, “kaynakları üç kişi bölüşmek zorunda kalıyorlar” diyor. Halbuki bilmiyorlar ki, onlar üç kişi olduğu için onu elde edebilmişler, ve üç kişi oldukları için çok daha güçlüler…

Yemin ettik, asker olduk! vallaa billaa…

Cuma, 09 Mayıs 2008

Yemin töreninde yanımda olan tüm sevdiklerime teşekkür ederim. Güzel bir gündü. Eşim-çocuklarım, annem-babam, kayın annem-babam, kızkardeşlerim-yeğenim benimle beraberlerdi. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yemin töreni ile ilgili yazılabilecek çoook şey var. Ama benim vaktim yok :)

Bu yemin töreninde eski öğrencim, iş arkadaşım, arkadaşım ve şimdi bir de asker arkadaşım olan Fırat da yemin etti. Böylece aynı anda silaha el koyup yemin edince, bir de silah arkadaşı olmuş olduk :) vesileyle acemiliğimiz döneminde Fıratı ziyarete gelip, beni de görmeden gitmeyen Özgün ve Göktuğa da teşekkür ederim.

Bu arada bir ay aradan sonra araba kullanmak, cuma kılmak, çıplak ayak halıya basmak hoş oldu. Kendi ayakkabılarımla yürürken ayaklarımın ne kadar hafif olduğunu farkettim :)

O şimdi asker

Cumartesi, 12 Nisan 2008

Asker Durumları

Perşembe, 10 Nisan 2008

Doktora bitti, sıra geldi askerliğe. Geçen hafta bugün küçükyalıda, levazım okulunda sınava girmiştim. Bugün de tertip edildiğimiz birlikler açıklandı. Aybaşından beri zaten resmen askerim, 2 gün sonra da fiilen başlıyorum. Eylülün sonlarına kadar sürecek bu macerayı da kazasız belasız atlatıp, tekrar ailemin-çocuklarımın yanına dönerim inşallah. Çocuklarıma şimdi ilginç ve eğlenceli geliyor, ancak ayrılıktan etkileneceklerini sanıyorum.

Neyse, eşyalarım büyük ölçüde hazır, yarın traşımı da olurum. sonra bir süre buralarda yokum…

Kardan Dinazor

Salı, 19 Şubat 2008

Dinazorumuz güzel oldu, kafası varken daha güzeldi ama kafa vücuttan ileri doğru çıktığından bağlantı yeri ağırlığını taşıyamadı. Buraya kafasızlığını en az belli eden fotoğrafını koyuyorum. Kızımın öğretmenine ait blogta bir kaç resim daha var. Çocuklar çok sevdiler, üzerinde epeyce oynadık :)

Kaktüsüm Çiçek Açtı

Salı, 08 Ocak 2008

kaktus

Bilen bilir, kaktüsleri severim. Kaktüslerim çiçek açtığında ise sevinirim. Yılbaşı tatili dönüşünde kaktüslerimden birinin üzernde 5-6 tane çiçek olduğunu görünce sevindim. fotoğraflayıp buraya da koymak istedim, ancak bugüne kısmetmiş…

Bundan önceki son kaktüs çiçeği görüşümde çok müjdeli bir haber almıştım, onun etkisi midir bilmem, çok sevindim. Belki buna da bir müjdeli haber eşlik eder, kimbilir…

“… sayılı kararı ile ‘Bilim Doktoru’ ünvanı verilmiştir.”

Perşembe, 13 Aralık 2007

Sıkıntılı zamanlar oldu, pes etmenin kıyısından döndüğüm zamanlar oldu, kendime kızdığım zamanlar oldu, kendim haricinde herkese kızdığım zamanlar oldu, tekrar tekrar ümitlendiğim zamanlar oldu, tekrar tekrar ümidimin kırıldığı zamanlar oldu, çok sevindiğim zamanlar oldu, çok üzüldüğüm zamanlar oldu, çok kıymetli insanların güvenine layık olamadığımı düşündüğüm zamanlar oldu, ciğeri beş para etmez adamların kapısına gitmek zorunda kaldığım zamanlar oldu, şehirler arası, milletler arası, kıtalar arası yolculuklarım oldu, ama bu perde için hepsi bitti…

bu süreçte 2 yaşından 85 yaşına bir sürü cenazem oldu, bunlardan dünyayı uğruna değişmeyeceğim ikisini çok kısa arayla kaybettim, ve yurtdışında olduğum için ikisinin de cenazesine katılamadım, çok sevdiğim insanlar yuva kurdu, ikisinin düğününe gidemedim, yakınlarımdan bir çoğunun çocuğu oldu, iki tane de benim oldu… anneciğim defalarca ameliyat oldu, onun için ve diğer sevdiklerim için defalarca hastanede sabahladığım zamanlar oldu… ölenler, doğanlar, düğünler, cenazeler olduktan sonra, hayatta söylemeye değmez daha neler neler oldu… bilançoyu çıkarınca kısa sandığım sürecin aslında çok da uzun olduğunun farkına vardım.

ders aşaması bitti, yeterlik geçti, tez önerisi verildi, tez bitirildi, yayın şartı sağlandı, jüri oluşturuldu, savunma geçti, bez ciltler hazırlandı, jüriden imzalar toplandı, enstitüden yönetim kurulu kararı çıktı, ve bugün Sakarya Üniversitesi senatosu bana da “bilim doktoru” ünvanı verdi.

mrb-drYıllar önce ilk çocuğumuzu beklerken, kontroller için gittiğimiz sevgili doktorumuz bize karşı çok ilgili ve mütevazi davrandığında ona şakayla karışık “doktorların genelinde olan kibirli havanın onda olmadığını, bu yönden biraz eksik kaldığını, azıcık doktor gibi tavır takınmasını” söylemiştim. o da doktor tavrının nasıl olduğunu sorduğunda bizzat masasına oturup doktor tavrının taklidini yapıyordum [anlayın artık doktorumuzla ne kadar yüzgöz olmuşuz:) ]. o sırada elinde digital kamerası olan biri beni fotoğraflamış. resmin başkalarına gösterilmemesi için, yapılan şantajlara karşılık resimle ilgili o zaman bir söz vermiştim: “doktor ünvanı aldığımda bu resmi internette kendim yayınlayacağım!”. [ne bileyim, o günden bakınca bugün çok uzak görünmüştü]. neyse, lafı daha fazla uzatmadan sözümü tutayım ve bu yazımı da resmiyle beraber yayınlayayım :)

Sonunda topladım :)

Pazar, 21 Ekim 2007

Ne zamandır şu masamı bir toplasam da, çalışırken daha rahat etsem diyordum, sonunda dün bunu başardım. Sonra da kendime aferin deyip, bu anı saklamak istedim :) Arkadaki küçük kitap okuma masası da çok iyi oldu. Hem büyük masanın karmaşasından uzak, hem de duvarlara, kapıya değil de, dışarıdaki yeşilliğe bakıyor. Düzenleme işi için vakit harcanıyor gibi görünse de, sonradan bu zamanı fazlasıyla telafi ediyorsunuz.

Anaokulundan üniversiteye…

Salı, 25 Eylül 2007

 

Yol…

Cuma, 14 Eylül 2007

Bu yol çoook uzun…