‘Bence böyle’ kategorisi için Arşiv

Seçim 2009

Pazartesi, 23 Mart 2009

Millet iyice cıvıttı, şu seçim gelip geçse de kurtulsak…

Aşağıdaki afişi Üsküdarda bir reklam panosunun direğinde görüp de fotoğrafını çektim. Bu afişi kim niye hazırlamış bilemiyorum. Yoksa adaylardan birini ti’ye almak için mi?

Her ne içinse de, insanlar bu noktaya geldiyse, artık seçimi bir an önce yapıp normal hayata dönmek şart olmuş demektir :)

Yıkmak / Yapmak

Pazartesi, 23 Mart 2009

Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?
Emin ol onu en çolpa herifler de becerir.

Sade sen gösteriver “işte budur kubbe” diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye…

Ama gel kaldıralım dendi mi, heyhât, o zaman,
Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan…

Mehmet Akif Ersoy *

Garanti’nin Kumbarası

Cumartesi, 21 Şubat 2009

Kumbara, aslen boş bir pet şişeyle bile yapılabilecek basit bir eşya olmasına rağmen, insanların, özellikle çocukların çok sevdiği bir eşyadır. Bir bakış açısıyla kumbara sevgisini para sevgisi ile özdeşleştirmek mümkün olsa da, bence bunun tam tersine, bu sevginin altında “ben paranın kontrolünde değilim, para benim kontrolümde” düşüncesi yatmaktadır. Bu açıdan baktığınızda ulvi bir boyutu olan kumbara sevgisi, aynı zamanda tasarruf alışkanlığı da kazandırmasıyla, çocuklar için faydalı bir eşyadır. (daha fazla…)

Kadir Bilmek

Cuma, 06 Şubat 2009

İşten bunaldığınız, tavırlardan sıkıldığınız, kendinize karşı kendinizi sorguladığınız, “kim için yapıyorum”  “ne diye yapıyorum” dediğiniz bir sırada, sizinle işi seneler önce bitmiş, ama işi bitince ilişkisi bitmemiş bir kişi, tutar da size bir mail yazar, sizin seneler önce gösterdiğiniz bir çabayı farkettiğini farkettirir, sizin seneler önce onları nasıl gördüğünüzü gördüğünü gösterir, üstüne bir de iltifatlar eder; siz de dersiniz ki demek ki öküz ölünce ortaklığı bozmayanlar da var, demek ki karşılık beklemeden çaba gösterirsen, bunu görenler de var, demek ki kadir bilmezler kadar kadir bilenler de var, o zaman devam etmek gerek, yılmamak, yorulmamak ve hep koşmak gerek…

Gözleriniz dolar, sevinçten mi, hüzünden mi yoksa duygu yogunluğundan mı bilemezsiniz. Ağlamak istersiniz, gülersiniz, gülmek istersiniz gözünüzden yaş damlar.

Gelen mail, o gelmezden önceki negatif ruh halinizi yerle bir etmiş, içinizde size karşı savaşan sizin tüm destek noktalarını yıkmıştır. bunu yapana teşekkür etmek istersiniz, kuru kalır, duygularınızı ifade etmek istersiniz, beceremezsiniz. Kalpten çıkan kalbe gider dersiniz, edebiyatı daha fazla zorlamaz, kuru da olsa teşekkürünüzü edersiniz.

Sonra bir büyük düzen içinde, size ilaç lazım olduğunda ilaca bile ilaç olduğunu hissettirmeden size gönderene dönersiniz yüzünüzü, ve dersiniz:
“asıl sana teşekkür!”

Halka açılıyoruz :)

Cuma, 30 Ocak 2009

İki seneyi aşkın süredir sadece kendime yazdığım ve parçalarının değişik değişik yerlerde olduğu bu günlüğü derleyip toparladım. Yazılardaki kendime olan hitapları, size hitaplar şekline dönüştürdüm. Benden başka kimsenin anlayamayacağı bazı yazıları, biraz daha anlaşılır yaptım. Öyle herkesin anlamasını istemediğim bazı yazıları ise daha anlaşılmaz yaptım. “Merhaba Dünya !” derken, dünya ile paylaşmak istemediğim bazı konuları kaldırdım. Derledim, toparladım, ortaya bu günlük çıktı…

Aslında çok daha önce başkalarıyla da paylaşmayı düşünüyordum, ancak bu hale getirmek için fırsatım olmamıştı. Bu hali de kafamdaki son hali değildi, ama pazartesi okul açılıyor ve 14 hafta çok daha yoğun olacağım. Bu yüzden görsel güzellikleri bir kenarı bırakıp, hala eksiği olan bazı girişlerimi olduğu gibi kabul edip, “şunu ekle” “bundan bahset” “oraya link ver” gibi kendime yazdığım notları da silip, bugün itibariyle günlüğümdeki erişimleri engelleyen .htaccess dosyasını değiştiriyorum.

Bir başka açıdan bakarsak, “Halka” açılırsa ne olur? içi dışına çıkar ve artık bir eğri olur. Ama halka iken dümdüz bir doğru olması ihtimali yokken, eğri iken dümdüz doğrulma ihtimali vardır :)

Milli Şairimizden

Perşembe, 29 Ocak 2009

Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem…
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
-Boğamazsın ki !
-Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
İrticâın şu sizin lehçede ma’nâsı bu mu?

Mehmet Akif ERSOY

Kız Babası :)

Pazar, 11 Ocak 2009

Mevlana’dan

Cuma, 19 Aralık 2008

Ne kadar bilirsen bil, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.

Hz. Mevlana’nın bu sözünü çok severim. Dün bunu bir kez daha gördüm. Ben Volta pilini anlattım, çocuklar “Enerji kazanmak için patates yiyip, limonata içmeliyiz” dersini çıkardılar :)

Ablazor

Salı, 09 Aralık 2008

 

Biraz kişisel bir hikaye, biraz çocuk psikolojisi, biraz hatıra ve sonunda teknolojik bir oyuncak içeren bu uzunca yazı, ilginizi çekecekse, devamını da okuyabilirsiniz. (daha fazla…)

Gencecik abla oldu, gitti…

Cuma, 28 Kasım 2008


mevsim hazan,
hüznün vakti…
bir güzel insan
yine hazanda gitti…
bugünün hüznü
biz kalanlara çöktü
ablamız bugün göçtü
bayramlık giydi gitti.

M.R.B.