‘Bence böyle’ kategorisi için Arşiv

Topraklı Priz

Perşembe, 25 Mart 2010

34

Pazartesi, 22 Mart 2010
 333333333333333          444444444 
3:::::::::::::::33       4::::::::4 
3::::::33333::::::3     4:::::::::4 
3333333     3:::::3    4::::44::::4 
            3:::::3   4::::4 4::::4 
            3:::::3  4::::4  4::::4 
    33333333:::::3  4::::4   4::::4 
    3:::::::::::3  4::::444444::::444
    33333333:::::3 4::::::::::::::::4
            3:::::34444444444:::::444
            3:::::3          4::::4 
            3:::::3          4::::4 
3333333     3:::::3          4::::4 
3::::::33333::::::3        44::::::44
3:::::::::::::::33         4::::::::4
 333333333333333           4444444444

“ve ıspanağıma hak verdi”

Perşembe, 14 Ocak 2010

Bir hafta kadar önce eşim dedi ki: “bir oyuna katılacağım, bana ‘ve ıspanağıma hak verdi‘ diye biten çok kısa bir hikaye yazar mısın? sen becerirsin böyle şeyleri“…  Evet, kısa-uzun hikaye uydurmak çok rahat yapabileceğim birşeydi, zaten hayatım bunu yapmakla geçmişti, ama zor olsa ne yazardı ki? Bir erkeğe kadını “sen becerirsin böyle şeyleri” dediyse, zaten o şeyi becermek farz olurdu. Dişisi yanında olunca aslana posta koyan serçe edasıyla “elbette” dedim, altında yatan “şimdiden olmuş bil” teminatını hemen anladı ve teminatı alır almaz ekledi, “yalnız 140 karakter olacak, yani çok çok kısa“. Geri adım atmak olur mu, “farketmez, hallederiz” dedim. Kısa hikaye kolaydı da, 140 karakter de neyin nesiydi, sms bile 160 karakterdi… Nasıl sığdırırdım koskoca kısacık hikayeyi 140 karaktere?

Neticede kafamda zaten o an bir hikaye oluşmuştu, o hikayeyi 140 karaktere indirdim ve eşime gönderdim. 140 karakterlik hali değişik yerlerde yayınlandı ve her ne kadar gitmeyecek olsak da, bize Nil’in 15.Ocaktaki XL konserine 2 kişilik davetiye de kazandırdı. Ama ben 140 karakterin hikayeye haksızlık olduğu düşüncesiyle hikayenin kafamda ilk oluşan şeklini buraya yazmaya karar verdim: (daha fazla…)

Mazhar’dan…

Cuma, 11 Aralık 2009

Benim Hala Umudum Var

benim hala umudum var
isyan etsem de istediğim kadar
inat etsem bile bırakmazlar
sahibim var

benim hala umudum var
seviyorlar bazen soruyorlar
hayran hayran seyret
ister katıl ister vazgeç

güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin olur biter

boyun bükük önünde ağlasam sessizce
şu garip gönlüm affolur mu ?
bu fırtına durur mu ?
benden adam olur mu ?
korkarım aşka zararım dokunur mu ?

elvada sana yeter tamam
bitsin artık bu dram
bu fotoroman
ham meyvayız hala
koparmışlar dalımızdan

güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin olur biter
güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin geçer gider

bıraksan kendime
şöyle oh ne rahat
buda geçer gülüm yaşamana bak
alınacak dersler var sorulacak sorular
buda geçer gülüm bizden bu kadar

benim hala umudum var
isyan etsem de istediğim kadar
inat etsem bile bırakmazlar
sahibim var

[ Mazhar Alanson]

Bir Gidenin Ardından…

Cuma, 11 Eylül 2009

31.Ocak.2008 tarihinde Gitti, gidişi içimi yaraladı diye bir yazı yazmıştım.  Gördüğüm luzum üzerine :)  aynı yazıyı tekrar yayınlıyorum.

———————————————————

Gelişi sizi geceler boyu uykusuz bırakmıştır. onu beklemenin ızdırabını öyle yoğun yaşamıssınızdır ki, geldiğinde kavuşmaktan ziyade, geceler boyu süren ızdırabın bittiğine sevinirsiniz.
Gelişi bir boşluğu doldurmuştur…

Seneler boyu birlikte yaşar, birlikte yatar kalkar, birlikte yer-içersiniz. O artık sizin bir parçanızdır, hiç ayrı düşünmezsiniz. O kadar benimsemişsinizdir ki, var mı yok mu bunu bile düşünmezsiniz…

13 yıl beraber yaşadıktan sonra, acı tatlı bir çok lezzeti aynı ortamda paylaştıktan sonra bir gün “ayrılık vakti geldi” derler ve o çekilir gider… İçinizde bir şeylerin parçalandığını hissedersiniz. Onu içinizden söküp atmak kolay olmamıştır; gidişi ta içinizi acıtır.
Ve artık ayrıldığı yerde kocaman bir boşluk vardır…

Yoksa gidiyor musun ???

Perşembe, 28 Mayıs 2009

ne olur gitme !…

Korumalı: Gözümde tütüyorsun …

Perşembe, 30 Nisan 2009

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


Seçim 2009

Pazartesi, 23 Mart 2009

Millet iyice cıvıttı, şu seçim gelip geçse de kurtulsak…

Aşağıdaki afişi Üsküdarda bir reklam panosunun direğinde görüp de fotoğrafını çektim. Bu afişi kim niye hazırlamış bilemiyorum. Yoksa adaylardan birini ti’ye almak için mi?

Her ne içinse de, insanlar bu noktaya geldiyse, artık seçimi bir an önce yapıp normal hayata dönmek şart olmuş demektir :)

Yıkmak / Yapmak

Pazartesi, 23 Mart 2009

Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir?
Emin ol onu en çolpa herifler de becerir.

Sade sen gösteriver “işte budur kubbe” diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye…

Ama gel kaldıralım dendi mi, heyhât, o zaman,
Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan…

Mehmet Akif Ersoy *

Garanti’nin Kumbarası

Cumartesi, 21 Şubat 2009

Kumbara, aslen boş bir pet şişeyle bile yapılabilecek basit bir eşya olmasına rağmen, insanların, özellikle çocukların çok sevdiği bir eşyadır. Bir bakış açısıyla kumbara sevgisini para sevgisi ile özdeşleştirmek mümkün olsa da, bence bunun tam tersine, bu sevginin altında “ben paranın kontrolünde değilim, para benim kontrolümde” düşüncesi yatmaktadır. Bu açıdan baktığınızda ulvi bir boyutu olan kumbara sevgisi, aynı zamanda tasarruf alışkanlığı da kazandırmasıyla, çocuklar için faydalı bir eşyadır. (daha fazla…)